Kumpanyamız

 

güz kumpanyası’nın tınılarının kaynağı hep hissettiğin o çok bilindik yerde aslında..
bazen hayal meyal anımsadığın ama sonra anlamını nedense çıkaramadığın boğuk sayıklamalarında belki..
ya da ilk dizeleri sürekli gözlerinin önüne gelen, fakat bir türlü aynen tekrarlayamadığın eski bir şiirin yitip giden sözcüklerinde..
belki usul usul sabaha bağlanırken bir ilkyaz gecesi, tam da şafak söküp gözkapakların iyice ağırlaştığında, gerçekten duyup duymadığını daha sonra asla bilemeyeceğin, pencere pervazına konuveren küçük mavi kuşun cıvıltısında..
hafif bir sarhoşluğun eline umarsızca teslim olmuşken, karşı konulamaz bir tebessüm de dudaklarına tamamen yayılmışken elbette, sevip sevip kavuşamadığın yârinin dokunuverdiğini sandığın ipek yüzünde..
kimi zaman bir mezarlığın yanından tesadüfen geçerken, hiç tanımadığın birinin mezar taşındaki tarihlere bakıp yaşını kendinle kıyasladığında istemsizce kapıldığın ürpertide..
veya, söylenmezse olmaz, ilk adımlarını binbir gayret ve sakarlıkla henüz atıvermiş, minik bir bebeğin anasının kucağına vardığındaki yaşama sevincinde..
kötü sonla biten ama çok da sevdiğin bir filmi kim bilir kaçıncı kez izlerken, acaba bu kez sonu güzel biter mi diye kapıldığın saf iyimserliğinde..
evet, güz kumpanyasının tınılarının kaynağı, aslında senin de bir türlü dizginleyemediğin o sonsuz ve naif iyimserliğindedir.

esasen güz kumpanyası’yla buluşmak da kolay.. 
yukarıda bahsekonu tınıları heybene koyup hemen yola çık..
ister yürüyerek, ister koşar adım.. ister doğuya, ister batıya, ister kuzeye, ister güneye.. fark etmez. yolda giderken ufka yaslanan kırçıl bulutlar sana pusula olacak..
hiç olmadı, etrafındaki kır çiçeklerini, henüz açmamış tembel karahindibaları ya da usulca akan gözeleri izle.. Hatta bazen ilkyazın kokusu bile yön gösterir..
zaten bir süre sonra düzlüğün bitip, tatlı engebelerin başladığı, iğne yapraklı ağaçların sıklaştığı bir patikaya ulaşacaksın. o patikayı izle. başka yöne sapma.
patika seni eşsiz bir kumsala çıkaracak. burası bir göl mü, deniz mi? koy mu, körfez mi? bu hiç önemli değil..
sen o zümrüt rengindeki durgun sulara (ya da belki masmavidir) uzanan eski püskü, ahşap iskeleyi bul.. ki o iskeleden yayılan ezgiler sana zaten çok tanıdık gelecektir…

2017  Güz Kumpanyası                                 Tasarım: Mustafa Göçer